21 Ağustos 2007 Salı

Le Samouraï



Costello(Alain Delon) : Neden beni tanımadığını söyledin?
Valerie(Piyanist-Cathy Rosier): Neden Martey'i öldürdün?
Costello: Bunun için para aldım.
Valerie: Sana ne yapmıştı?
Costello: Hiçbir şey. Onu tanımıyordum. Onu ilk ve son kez 24 saat önce gördüm.
Valerie: Ne biçim bi adamsın sen böyle...

Kara filmin babalarından Jean-Pierre Melville'in(1917-1973) bizlere bıraktığı şaheserlerden en unutulmazı muhakkak "Le Samouraï"dir. Daha açılış sekansından itibaren stil kokan bu film, puslu atmosferiyle, "konuşmaya luzüm yok" dercesine görüntülerin konuştuğu uzun sekanslarıyla ve tabiki Jef Costello karakterine tüm vücuduyla hayat veren Alain Delon'un öldürücü donuk bakışlarıyla, sinema tarihinde ve izleyenlerin hafızasında bi daha hiç silinmemek üzere sağlam bir yer edinmiştir.
 
Jane Lagrange(Nathalie Delon) : İhtiyacın olduğunda bana gelmeni seviyorum.
 
Atmoster ve sağlam karakter analizleri Melville sinemasının olmazsa olmazları ama ustanın o sessiz ve dingin sinemasının bir diğer özelliği de, az ama öz konuşan karakterleri. Biz dingin anlatının içinde kaybolurken, karakterlerden birinin ağzından dökülen bi kaç kelime filmin gizemini çözmek için bize sunuluyor. Ama bu sözler ancak film bittiğinde anlam kazanıyor.


Costello : Ben asla kaybetmem. Asla, gerçekten kaybetmem.


Bu filmde de, bir kumar masasında Costello'nun ağzından dökülen bu kelimeler, filmin unutulmaz finalinde anlam kazanıyor. Büyük usta Melville, baştan sona muhteşem bir sinema anlayışıyla kotardığı bu filmine deyim yerindeyse "taş" gibi bir nokta koyuyor. Gerek Alain Delon'un unutulmaz Jef Costello yorumu, gerek Melville'in ustalığını sergilediği yönetimi ve herşeyden önemlisi sinema tarihindeki değeri açısından mutlaka görülmesi gereken bir film Le Samouraï. İzlenilmeden geçen her günün bir kayıp olduğunu düşündüğüm bu filmi mutlaka izleyin.
Le Samouraï(1967)
Yönetmen: Jean-Pierre Melville
Senaryo: Jean-Pierre Melville,Georges Pellegrin
Oyuncular: Alain Delon, François Périer, Nathalie Delon, Cathy Rosier, Jacques Leroy

 

4 Ağustos 2007 Cumartesi

Kısa Film

Özgürlük kavramına imgesel bir bakış : Portatif Özgürlük
Özgürlük konuşabilmektir çoğu zaman
Ama susabilmektir de yeri geldiği zaman
Evine ekmek götürebilmektir belki de
Bazen de atıvermektir tüm servetini bir boşluğa
Verdiği acı zevkinin üstüne çıktığı zaman


İzlemek için tıklayın


Sınır

Bütün özgürlükler hatta portatif olanlar bile başka bir insanın 'sınır'ına gelindiğinde son bulur. Her özgürlüğe bu sınırlar da dahildir aslında. Yüzleştiğimiz bu gerçek ise bizi sınırlı özgürlüklere götürecektir. Her özgürlüğe farklı renkler,farklı sesler ve tabiki farklı hayaller hakimdir. Bu farklılıkların içinde mutlak(!) doğrunun sorgulanması ise mücadeledir.


İzlemek için tıklayın