5 Mart 2016 Cumartesi

11 Şubat 2016 Perşembe

Sinema Terspektif 14. Sayı - Şubat 2016




Film Analizleri:
Satantango (Şeytan Tangosu) / Nesrin Yavaş
The Danish Girl (Danimarkalı Kız) / Ceyda Saliha Şener
Crimes and Misdemeanors (Suçlar ve Kabahatler) / Ceyda Saliha Şener

Dosya:
David Cronenberg Sinemasında Body Horror / Gökhan Gök
Hababam Sınıfı 41 Yaşında / Ali Ömür Ulusoy
Maymunlar Gezegeni-Cehennemi / Hamit Uğur
2016'nın Merakla Beklenen 50 Filmi / Hasan Hüseyin Toydemir
İtalyan Yeni Gerçekçiliği / Dilan Salkaya
2015'in En İyi Filmleri / Dergi Yazarlarının Oylarıyla

Röportaj:
Yeşim Ceren Bozoğlu / Esma Belgin Özdemir
Bülent Çolak / Nesli Meriç Sanioğlu
Saba Tümer / Esma Belgin Özdemir
Ahmet Bikiç / Şenol Çöm
Demet Cengiz / Görkem Işık

Bir Replik:

Ayın Kitabı:

Sinemanın Yüzyılı - Giorgio Vincenti (Evrensel Basım Yayın) / Beyza Koçyiğit

6 Ocak 2016 Çarşamba

Sinema Terspektif 13. Sayı - Ocak 2016



Kapak: Hülya Koçyiğit

Film Analizleri:
Listen To Me Marlon / Ceyda Saliha Şener
Die Welle (Dalga)/ Hamit Uğur
Man on the Moon (Aydaki Adam) / Evren Kuçlu
The Debussy Film / Burak Bayülgen
Carol / Hasan Hüseyin Toydemir
Roma'ya Sevgilerle (To Rome With Love) / Ceyda Saliha Şener
Gecenin Kanatları / Deniz Keziban Çakıcı
Shaun The Sheep / Dilan Salkaya

Dosya:
Charlie Chaplin'in Son Dansı (Kitap Analizi) / Serkan Murat Kırıkcı
Toplumsal Cinsiyet Odağında Shakespeare Analizi / Ali Ömer Ulusoy
Sergei Eisenstein Sineması / Nesrin Yavaş

Röportaj:
Hülya Koçyiğit / Esma Belgin Özdemir
Devrim Yakut / Nesli Meriç Sanioğlu
Ertan Kılıç / Eyüp Murat Karagül
Deniz Özden / Şenol Çöm

Bir Replik:
The Escort

Ayın Kitabı:
Altı Avrupalı Yönetmen (Peter Harcourt - Doruk Yayınları) / Beyza Koçyiğit

21 Aralık 2015 Pazartesi

Sinema Terspektif 12. Sayı - Aralık 2015


Kapak: Beyazperdenin Terapi Filmleri

Film Analizleri:
The Lobster (Istakoz) / Hasan Hüseyin Toydemir
Irrational Man (Mantıksız Adam) / Ceyda Saliha Şener
Blood Brother / Serkan Murat Kırıkcı
Waking Life / Ceyda Saliha Şener
Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları) / Evren Kuçlu
Nightcrawler (Gece Vurgunu) / Mehmet Oğulcan Turan
Theeb / Alev Dönmez Özderya

Dosya:
Beyazperdenin Terapi Hali / Esma Belgin Özdemir
(Ayşen Batıgün, Murat Serezli, Ececan Gümeci, Alican Albayrak'ın katılımlarıyla)
Film Terapisi Üzerine / Deniz Keziban Çakıcı
Luis Bunuel Sineması / Dilan Salkaya
James Bond Dosyası / Arzu Çevikalp
Eli Roth Sineması ve Kült, Mainstream, Popüler Kültür ve İmaj Üzerine Bir Tartışma / Burak Bayülgen

Röportaj:
Ebru Kaymakçı / Eyüp Murat Karagül
Gökhan Öcal / Şenol Çöm

Yakın Plan:
Morgan Freeman / Elif Şenel

Bir Replik:
What if... (Christopher Papakaliatis)

Ayın Kitabı:
Perde'li Düşünceler: Yönetmenler ve İzlekler Işığında Sinema (İsmail Ertürk - Yapı Kredi Yayınları) / Beyza Koçyiğit

8 Kasım 2015 Pazar

Sinema Terspektif dergisini nasıl okuyabilirim?




1. Öncelikle dergiye abone olabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken:

0212 328 12 17 nolu telefonu aramak

ya da

iletisim@sinematerspektif.com adresine mail atmak.


2. Eğer ben abonelik sevmem, kitapçıya gidip dergimi kendim seçerek alırım diyorsanız:

İstanbul'da İnkılap, Remzi, Mephisto ve Elif Kitabevlerinden
Oscar Sinemaları ve Favori Sinemaları'ndan
Halkalı-Atakent The Moon Cafe'den

Ankara'da İnkılap, Remzi ve Dost Kitabevlerinden

İzmir'de İnkılap ve Remzi Kitabevlerinden

Bursa'da İnkılap ve Ezgi Kitabevlerinden ve BKM'den

Konya'da Enes Kitap ve Rampalı Tuna Kitabevi'nden
ve Podimer Sağlık Merkezi'nden

Mersin'de Sokak Kitap Cafe'den

Trabzon'da Santra Bilgisayar'dan

dergiye ulaşabilirsiniz.

3. Ben abonelik sevmem ama evimden çıkmadan tek tıkla dergimi ayağıma isterim diyorsanız da:

odakitap

sözcükitabevi

ookur

hızlıal

eganba

kitapadresi

harmankitap

kitapzen

kabalcı

internet sitelerinden derginin siparişini verebilirsiniz.

Keyifli okumalar



7 Kasım 2015 Cumartesi

Sinema Terspektif 11. Sayı - Kasım 2015



Kapak: Sinema İyi Okunmalı

Film Analizleri:
Timbuktu / Ceyda Saliha Şener
Olive Kitteridge / Hasan Hüseyin Toydemir
Fried Green Tomatoes (Kızarmış Yeşil Domatesler) / Ayşe Şener
Escape From Tomorrow / Burak Bayülgen
Falling Down (Sonun Başlangıcı) / Evren Kuçlu
Que Horas Ela Volta? (The Second Mother) / Arzu Çevikalp
The Truman Show / Hamit Uğur
The Black Balloon (Siyah Balon) / Alev Dönmez Özderya

Dosya:
Seyirlik Kitaplar (Keşke Film Olsaydı Dediğimiz Kitaplar) / Serkan Murat Kırıkcı
Kokulu Filmler (Chocolat, Vicky Christina Barcelona, Shadows, Koku filmleri üzerinden) / Esma Belgin Özdemir
Socrates Üzerine... / Ceyda Saliha Şener

Röportaj:
Funda Eryiğit / Esma Belgin Özdemir
Berkay Ateş (Abluka filmi üzerine) / Eyüp Murat Karagül
Ümit Kıvanç (Ahmet Kaya üzerine) / Deniz Keziban Çakıcı
Musa Ak / Şenol Çöm

Yakın Plan:
Tom Hanks / Elif Şenel

Bir Replik:
Just Another Love Story

Ayın Kitabı:
Politik Kamera (Michael Ryan & Douglas Kellner - Ayrıntı Yayınları) / Beyza Koçyiğit

3 Kasım 2015 Salı

Mr. Holmes: Gerçeğin fendi mantığı yendi



Sherlock Holmes'un beyazperdede ve beyazcamda türlü türlü hallerini gördük. Zekası, sivri dili, kendine has espri anlayışıyla tanıdığımız bu hayali karakter, farklı bir filmde bambaşka bir hal içinde yine karşımızda. Mitch Cullin'in romanından Bill Condon'ın sinemaya uyarladığı Mr. Holmes filmi bizi Sherlock Holmes'ün yaşlılık dönemlerine götürüyor. Filmde Holmes'e, nam-ı diğer Gandalf, Ian McKellen hayat veriyor. Filmin biricikliği, karşımıza yaşlı bir Sherlock Holmes çıkarmasında yatmıyor tabiki. Zekasıyla ve muhteşem hafızasıyla olayları çözmesine alışık olduğumuz bir karakterin, hafızasını yitirişine, emeklilik hallerine ve çaresiz hallerine tanıklık ettirdiği için özel bir film Mr. Holmes.


Arthur Conan Doyle'un hayali dedektifi Sherlock Holmes'ün aksiyona, komediye, polisiyeye hatta gerilime bile çok müsait bir karakter olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu karakterin en dinç halini alıp bu film türlerine yelken açmak yerine, yaş itibariyle çökmüş, deyim yerindeyse ölmek için gün sayan bir hali üzerine kurulmuş dram filmi yapma (ya da kitap yazma) fikri daha en başından saygı ve ilgi uyandıran bir durum. Zaten filmin genel yapısı da bu duruşunu destekler nitelikte bir dinginlik ve olgunluk içeriyor. Arı sütüydü, çin biberiydi derken hafızası başta olmak üzere sağlığını geri kazanmaya çalışan Sherlock Holmes, gün geçtikçe daha da kötüye gitmekte ve daha çok şeyi unutmaktadır. Bunun üzerine bir de emekli olmasına sebep olan vakanın akıbetini unutması eklenince Holmes'ün gerçek ve kurgu arasındaki mücadelesi başlamıştır. Olayın bir başka tanığı olan Watson, kurmacanın olanaklarıyla Holmes'ü kahramanca gösteren bir sonla anlatmıştır vakayı kitabında. Ama Holmes, içinde bir yerlerde saklı olan gerçeği bulmaya niyetlidir. Bu olayı hatırlayarak, hafızasını geri kazanmış olmaktan daha çok, belirsizlik üzerine kurduğu vicdan azabının da nedenine ulaşmış olacaktır. Çünkü içten içe suçlu olduğunu biliyor gibidir Holmes. Ve olayı tam olarak hatırladığında Holmes kurgu dünyasına ilk adımını da atmış olacaktır.


Her insan gibi o da bu dünyadan hiçbir şeyi yarım bırakmadan göçmek istemektedir. Ve bunun için bazen (ya da çoğu zaman) "gerçek"ten uzaklaşmak gerekir. Ve hiçbir mantık, insanı tamamen açıklayamaz. İnsanın ikircikli yapısı buna müsaade etmez zaten. Holmes'ün olayı hatırlaması da bu yüzden çok uzun sürer. Holmes hep mantığını zorlamıştır hatırlamak için. Ona göre her şeyin mantıklı bir açıklaması vardır. Ve sonuna kadar da bu doğrultuda arar kendi gerçeğini. Ama olayı ve sonrasını hatırladığında, neden mesleği bırakıp emekli olduğunu da hatırlar. İnsan mantıktan ibaret olmadığı gibi mantıkla da açıklanamaz. Holmes bir anlamda, sahip olduğu muazzam zekanın da elinin kolunun bağlandığı bir olaya tanık olmuştur. O yüzden huzuru inzivada aramış ama hafızası onu bu gerçekle bir kez daha "yeniden" sanki ilk defa yaşıyormuş gibi yüzleştirmiştir. Bu onun için iyi mi kötü bilinmez ama filmin son sahnesi bu yaşananların Holmes'e, sebep olduğu ölümler için en azından  bir tövbe, bir özür dileme şansı tanıdığını göstermektedir.


Mr. Holmes, sadece yaşlı ve bunak bir Sherlock karakteri yaratarak kenara çekilmiyor. Bu sıradışı karaktere sıradan bir insan gibi düşünmeyi öğretiyor. Şimdiye kadar insanları, insanüstü algısı ve zekasıyla bir bakışta anlayıveren ve olayları nasıl çözdüğünü bölüm sonlarında bir çırpıda anlatıveren bu adamı, ne kadar insani bakarsa o kadar insanı anlayacağı bir kıvama getiriyor. Ve bunu, olayın yaşandığı zamanı göstererek yapmıyor. Çünkü bunu yaparsa yine karakterini yüceltiyor gibi görünmekten çekiniyor. Kullandığı yöntem de insani anlatısına uygun oluyor ve her sıradan insan gibi Holmes'ün de aklı başına ancak ölüm yaklaşınca geliyor. Mr. Holmes'ün özüyle biçimi arasındaki uyumun kaynağı da burada yatıyor. Ve bu kararlı ve bütünlüklü sinema dili maalesef karşımıza pek sık çıkmıyor.