29 Ekim 2015 Perşembe
The Martian: Mars'ta ekilen patateslerin Dünya'da tırmaladığı yer
Ridley Scott'ın son filmi The Martian (Marslı) hakkında çok uzun bir şeyler yazmak gelmiyor içimden. Hem filmi çok beğenmediğim için hem de üzerine konuşmaya değer bir söylem göremediğim için. Filmin uzay sahneleri (baştaki patlama sahnesi dışında), özellikle Matt Damon'ın hayat verdiği Mark Watney karakterinin bir başına olduğu bölümler oldukça iyiydi. Scott'ın bu alandaki ustalığı su götürmez zaten. Amma velakin, gel gelelim ki filmin dünyamızda geçen sahneleri defalarca izlediğimiz Hollywood prodüksiyonlarından bir nebze dahi olsun farklı değil. Değil Ridley Scott, film okulundan yeni mezun bir öğrencinin çektiğini söyleseler şaşırmazdım. Hal böyle olunca da film, uzayda kazandığı primleri iki dakikada tüketiveriyor. Ve daha kötüsü bu tutumun çok rahatsız edici olması. Uzayda patates yetiştirerek hayatta kalma mücadelesi veren bir adamın öyküsü kulağa ne kadar minimal gelse de, Dünya'nın hikayeye haddinden fazla ve klişelerle müdahil olması Marslı'yı klasik Hollywood popcornlarından biri haline getiriyor.
Aklıma Duncan Jones'un Moon filmini getiren Marslı, maalesef o filmin yanından bile geçemiyor. Her ne kadar farklı sularda yüzdükleri/yüzecekleri aşikar olsa da, yılların ustası Scott'tan biraz daha fazlasını ve en azından "ustaca"sını beklemek hakkımız diye düşünüyorum. Yoksa bu gidişat usta için pek de hayra alamet değil. Çektiği her filmle bir sonraki projesi için beklentilerimizi düşürmeye devam eden Scott, Alien serisi için kamera arkasına geçeceği Alien: Paradise Lost filmiyle bile çok heyecanlandıramıyor bizi artık. Teşbihte hata olmasın ama; Ridley Scott'ın gençliğinde ektiği patatesler onu yeterince "usta" koltuğunda oturttu kanımca. Ondan bir Blade Runner ya da Alien beklemiyoruz belki ama en azından bir fragmanda "Blade Runner ve Alien filmlerinin yönetmeninden" yazısını gördüğümüzde heyecanlanmayı istemek hakkımız olsa gerek...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder