9 Şubat 2011 Çarşamba

Aşk, Viagra ve Diğer Saçmalıklar


Edward Zwick’in çok sevilen Glory’isini izlememiş olsam da, Last Samurai’dan gelen bir sempatim vardır kendisine. Gerçi eli yüzü düzgün bir film olmaktan öteye geçemeyen Blood Diamond ve bence varlığı ile yokluğu anlamsız bir önceki filmi Defiance’la kendisinden beklentimi düşürmeme sebebiyet vermiş olsa da son filmi Love and Other Drugs’ın karşısına güzel bir film izleyeceğim beklentisiyle oturmuştum...

Aslında filmde belli bir süre (yaklaşık yarım saat) her şey gayet yolunda gidiyor. Yalnız bi noktadan sonra ne oluyorsa film kendini tekrar etmeye başlıyor. İşin daha da kötüsü daha sonra kendini de bırakıp klasik romantik komedi triplerine girmeye başlıyor bir de utanmadan. Onları da taklit ettikten sonra...sonra..haa film bitiyor.


Aslında filmin en çok aklımda kalan ve kopya kısımların yanında parıldayan tarafı Maggie’nin Parkinson konferansına katıldığı bölümdü. Viagra, tek gecelik ilişkiler, ilaç muhabbetlerinin arasında bir nevi soluk almamızı da sağlayan bu kısım aynı zamanda Maggie’nin durumunu dramatize etmek yerine, filmin genel havasına uyan bir yumuşaklıkta eğlenceli bir tarafından bakma -konferansın sonundaki hayat çok güzel, yaşamın tadını çıkarın gibi uç kısımları görmezden gelirsek- tercihi bakımından da bence önemli bir sahneydi. Fakat, Zwick sevincimizi kursağımızda bırakmaya yemin etmiş bi kere, bunun hemen ardından duygusal bir kırılma yaratma zorunluluğuyla bir viraj inşa ediveriyor hikayemize ve zaten sonrası malum; kız, çocuğa yük olmamak için vs. ayrılmak ister, ikisi de farklı tatlat ararlar ama mutlu olamazlar, çocuk uzaklara gitmek üzereyken kıza ait bir şeyler bulup, ulen ben ne hıyar bi adamım diye yollara düşer ve kızla ikisinin de ağlamaklı olduğu bir konuşma yapar, ve tabiki olmazsa olmaz –aslında bu hikayeye en çok yakışan- mutlu son.


Kısaca Love and Other Drugs, hikaye gidişatı içerisinde yaptığı tercihleri, ortalama oyunculukları, yer yer eğlenceli olsa da daha çok tekrara kalkışan diyaloglarıyla vasat bir film olmaktan öteye gidemiyor. Bu arada filmin Türkiye gösterim adı Aşk Sarhoşu'ymuş. Benim daha farklı bir teklifim var –belki isim hakkı falan problem olabilir ama- “Aşk, Viagra ve Diğer Saçmalıklar”. Ya da “Tek Gecelik İlişkiden Bir Ömürlük Saadete” de olabilir. Aslında ikincisi gişede iş de yapabilir. Herneyse, çok konuşan ama ne dediği hiç anlaşılmayan bir arkadaşınız oldu mu hiç? Benim hiç olmadı ama eminim ki böyle birini dinlemek zorunda kaldığınız olmuştur. O da olmadıysa, o zaman sıkı durun, belki arkadaşınız olamaz ama iki saatinizi ayırırsanız Edward Zwick’in size anlatacak bir şeyleri var.


Hiç yorum yok: