2 Şubat 2011 Çarşamba

Yolunu kaybetmiş hayatlara inançlı bir nokta..


İhcamla güzel yazı yazmak
hayatı daha geniş zaptetmek manasındadır
                                                           Hattat Eflatun


İhcam, hat sanatında yazıyı el kaldırmadan yazma anlamına gelmektedir. İhcam kelimesi ve filmin başında karşımıza çıkan bu cümle, filmi anlamamız için, esasen Derviş Zaim'in anlatısını anlamamız için anahtar nokta. Zaim'in anlatısı diyorum çünkü Nokta filmi tam anlamıyla bir yönetmenlik dehası. Kamera kullanımından hikaye anlatımındaki ustalığa kadar hani derler ya "ders niteliğinde" diye, aynen öyle. Filmimiz tek plan olarak çekilmiş 15-20 sahneden oluşuyor ve her sahne müzik ve yumuşak bir kamera hareketiyle birbirine bağlanıyor, hatta öyle bağlanıyor ki "el kaldırmadan" yazılmış bir el yazısı edasıyla yapılıyor bu.

Derviş Zaim bu çekimleri o kadar incelikli yapıyor ki, filmin açılışında ve geri kalan kısmında sürekli karşımıza çıkacak olan "Afüvvallahü anhü", yani "Allah onu affetsin" yazısını kamerasını kullanarak beyazperdeye ve zihnimize hat sanatıyla işliyor adeta. Yalnız bu yazıda eksik bir nokta olduğu söylenile gelmekte hikayemizde sürekli. Nun harfinin üzerinde olması gereken nokta konulmamış yazıda. Girişteki küçük hikayemize göre Moğollar orayı istila etmeden önce Hattat Malik Usta tuza "Allah onları affetsin" yazmak ister. Ancak nun harfinin noktasını unutmuştur. Hemen çırağını çağırır ve mürekkep getirmesini ister. Çırak mürekkebin döküldüğünü söyler ve ustasına bir şey söylemek istediğini arzeder. Ustasına Allah’ın sevgisinin nerde olduğunu sorar. Ve neden bu yazıyı yazdıklarını anlamadığını, eğer Allah herşeye kadirse Moğolları katletmesi gerektiğini söyler. Ustası Allah’ın rahmetinin gazabından daha büyük olduğunu söyler ve yanına bir Kur’an verdiği çırağını mürekkep almaya gönderir. 



Çırağın bu mürekkep almaya gittiği yolculuk filmimizin asıl hikayesindeki Ahmet’in vicdanına yaptığı yolculuğu temsil eder aslında, çırağa ustasının verdiği Kur’anla Ahmet’in buluşması da beyhude değildir. Nokta, bu adamın affı arayan, vicdanının peşinden gittiği yolculuğudur. Bu yolculuğun krokisiyse yıllar evvel Malik usta tarafından tuzun üzerine çizilmiştir. İşte bu noktada hikaye anlatıcısı girer devreye, ve kamerasıyla Tuz Gölü’nün üzerine Ahmet için “Allah onu affetsin” yazar, ve yine noktayı koymaz. Derviş Zaim daha filmin ilk anında anlatmıştır derdini, o yazıda eksik olan nokta mürekkeple yazılacak bir hareke değildir çünkü. Filmin açılışında noktanın bulunduğu yerde bir insan belirir, Malik Usta’dır o insan. Ve Ahmet’in ordan oraya yavaş yavaş süzüldüğü hikayesinin sonunda da kendisi olacaktır bu nokta. Affedilmek için oradan oraya sürüklenmiş bir insan, “cebinde milyonluk bir hazine taşıyıp, beş parasız yaşayan, günden güne kör alan” bir adamdır bu nokta. Malik Usta ve Hamdullah Usta hat yazmak için ilk şartın “inanmak” olduğunu söylerler. İnanmayan yazamaz onlara göre. Ve şimdi Hattat Eflatun’a kulak verelim tekrar; “İhcamla güzel yazı yazmak, hayatı daha geniş zaptetmek manasındadır”. Yazmak için inanmak gerek der iki hat üstadı ve bir diğer hattat, elini hiç kaldırmadan güzel yazı yazmanın hayatı daha iyi anlamak olduğunu söyler. Ahmet’in filmin başından sonuna yaptığı yolculuğu getirelim şimdi gözümüzün önüne; Ahmet yolculuğun sonuna geldiğinde hakettiği cezayı çekmiş olduğunu düşünmenin ve affedildiğini duymanın verdiği bir rahatlığa ermiştir, ve omuzlarındaki tüm yükü (çıraklığı) atan bu adam artık “inanma” anına erişmiştir, hayatı daha iyi anlamaya başlamıştır yani. Diğer bir deyişle canlı kanlı bir nokta olmaya hazırdır. Ve yıllar evvel noktasız kalmış metnin üzerine nokta olarak düşer ve Allah’tan affını dileyen son hattını tuzlara yazmış olur böylece.


 
Notlar : Derviş Zaim’in “Geleneksel Türk Sanatları” üçlemesinin “Hat” bölümünü oluşturuyor Nokta filmi. İlk film “Minyatür” üzerine olan Cenneti Beklerken’di. Üçüncü film de “Karagöz ve Hacivat” olarak bilinen gölge oyunu bölümünü oluşturuyor. Henüz üçlemenin ilk iki filmini izleyebildim, üçüncü film Antalya Film Festivali’nde yarışmıştı ancak hala Türkiye gösterimine başlamış değil. İlk iki filmi düşündüğüm zaman Cenneti Beklerken’i çok sevdiğimi söyleyemem, sadece görsel olarak çok zengin bir filmdi. Nokta ise bana kalırsa tek kelimeyle bir başyapıt. Türk sinema tarihinin de en iyi filmlerinden bir tanesi. Hem yazın anlamında hem de hikaye anlatımı anlamında nerdeyse kusursuz. Uzun metraj bir filme göre hayli kısa olan süresi içerisinde hiç gereksiz konuşmayan, gayet net ve anlaşılır sözler söyleyen ve bir o kadar derin olmayı başarabilen ender filmlerden. Derviş Zaim’in de hiç kuşkusuz zirvesi. Filmden aldığım muhteşem haz beni mutlu ededursun, üçlemenin son halkasını merakla beklemeye devam...





Ayrıca az kalsın unutuyordum, filmin müziklerini yapan Mazlum Çimen’in de muhteşem bir iş çıkardığını söylemek gerek, aşağıya Mazlum Çimen imzalı filmin orjinal müziğinin youtube linkini koydum, dinlemeniz ve mest olmanız dileklerimle...







Hiç yorum yok: