7 Şubat 2011 Pazartesi

Never Let Me Go: Aslı Gibidir!



Bir kopyanın dayanılmaz hafifliği der ki ; Bu dünyaya gelme amacımızı bir görev icra etmek olarak özetlersek, daha doğrusu böyle bir yaşam algısı üzerinden bakarsak, ne farkımız var ki bizim sizden? Üstelik biz sadece yaşamıyoruz, size geleceğinizi veriyoruz, belki bir insan ömrü daha armağan ediyoruz size. Ve bizim terk edişimiz ne kadar ruhsuzsa bu dünyayı, terk edilişimiz de o kadar ruhsuz yaradılışımızda. “Yaşanmamış günler” lafını en anlamlı kılan hayatlar bizimkilerdir heralde. Yürüyen karaciğerler, böbrekler, belki de kalpleriz bu alemde. Attığımız her adım size daha çok yaklaştırıyor bizi, siz olmaya, sizin bir parçanız olmaya... Son adımlarımda ufka bakıp sevemediğim aşkımın silüetini beklerken günbatımında, bir keşkeli sözüm var size armağan :
Keşke yürüyen ruhlarınız olabilseydik şu alemde...


Hiç yorum yok: