Bir kopyanın dayanılmaz hafifliği der ki ; Bu dünyaya gelme amacımızı bir görev icra etmek
olarak özetlersek, daha doğrusu böyle bir yaşam algısı üzerinden bakarsak, ne
farkımız var ki bizim sizden? Üstelik biz sadece yaşamıyoruz, size geleceğinizi
veriyoruz, belki bir insan ömrü daha armağan ediyoruz size. Ve bizim terk
edişimiz ne kadar ruhsuzsa bu dünyayı, terk edilişimiz de o kadar ruhsuz
yaradılışımızda. “Yaşanmamış günler” lafını en anlamlı kılan hayatlar
bizimkilerdir heralde. Yürüyen karaciğerler, böbrekler, belki de kalpleriz bu
alemde. Attığımız her adım size daha çok yaklaştırıyor bizi, siz olmaya, sizin
bir parçanız olmaya... Son adımlarımda ufka bakıp sevemediğim aşkımın silüetini
beklerken günbatımında, bir keşkeli sözüm var size armağan :
Keşke yürüyen ruhlarınız olabilseydik şu alemde...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder